2. BÖLGELERARASI TOPLANTI ADANA’DA BAŞLADI

40. Dönem 2. Bölgelerarası Toplantı 24 Kasım Perşembe Günü Adana’da başladı. Toplantıya TEB Merkez Heyeti, Denetleme ve Haysiyet Divanı Üyeleri başta olmak üzere, bölge eczacı odası başkan ve yöneticileri ile delegeleri, eczacı kooperatifleri temsilcileri, milletvekilleri, Adana SGK İl Müdürü, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler ve çok sayıda eczacı katıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantı, Adana’nın tanıtım filminin izlenmesiyle başladı.
Toplantının açılışında bir konuşma yapan ev sahibi Adana Eczacı Odası Başkanı Ecz. Ersun Özkan, toplantının Adana’da yapılıyor olmasından duyduğu mutluluğu ifade etti. Karşılıklı sorunların ortaklaştırıldığı ve dayanışma ruhunun üst seviyelere çıkarıldığı toplantıların en önemlisinin bölgelerarası toplantılar olduğunu vurgulayan Özkan özetle şöyle devam etti;

‘Güne ne yazık ki bombalarla başladık. Bu hain terör saldırısında hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum. Bizler böyle bir yaşamı hak etmiyoruz, umuyoruz ki terör en kısa zamanda çözülür, temennimiz bu yönde. Bugün sorunlarımızı konuşup çözüm ararken, Suriye, Irak gibi hemen yanı başımızda süren savaşın, 15 Temmuz darbe girişiminin ve demokrasi, hukuk alanında yaşanan sorunların da konuşulması gerektiğini düşünüyorum.
Terör ne yazık ki insanlarımızın canını almaya devam ediyor. Hemen yanı başımızda yaşanan savaş ortaya insanlık dramı çıkarıyor. Darbe girişimi ile demokrasi ve özgürlüklere verilen zarar, yıllarca sürecek gibi görünüyor. Bu nedenle, terör olaylarının bir an önce çözümlenmesini diliyorum. Tarih bir kez daha gösterdi ki, Yurtta Sulh Cihanda Sulh sözünden hareketle, barış, hukuk, adalet, demokrasi gibi değerlere sahip çıkılmalıdır. Adana bu değerlere sahip çıkan ve öne çıkaran aydınları ile anılan bir il olmuştur. Sanatın birleştirici gücüne tanıklık eden bir ildir Adana. Bugün önemli bir toplantı için buradayız. Mesleğimizi geleceğe en iyi nasıl taşırızı konuşacağız. Eczacının ülke ve dünya sorunlarına çözüm arayan, tartışan ve uyaran görevi de olmalıdır. Aydın kimliğimiz ile bunu yapmalıyız.
Öte yandan 15 Temmuz sonrasında İstanbul Eczacı Odası adına açılan davayı düşünce özgürlüğünün kısıtlanması açısından yanlış bulduğumuzu belirtmek istiyorum. Son olarak, ilimizin yetiştirdiği en büyük sanatçılardan biri olan Yaşar Kemal’in de dediği gibi, o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler. Ancak o iyi insanların tekrar geri gelmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.’
Daha sonra kürsüye çıkarak toplantının açış konuşmasını yapan TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, 6 yıl aradan sonra yine bir bölgelerarası toplantıya Adana’nın ev sahipliği yapıyor olmasından duyduğu memnuniyeti anlatarak başladığı konuşmasında özetle şunları söyledi;

‘Bu sene Meslek Birliğimizin ve 8 odamızın 60. yaşını kutluyoruz. Adana Eczacı Odamız işte bu 8 odadan biri. Adana Eczacı Odası birikimi, mesleğimize ve mesleki örgütlülüğümüze katkıları, yeniliğe-gelişime-değişime açık fikri üretimi ve gelecek vizyonuyla eczacılık tarihimizin hemen her sayfasında mührü olan odalarımızdan birisi. Toplantıya da böylesi bir tecrübeyle ev sahipliği yapacaklarından eminim. Bu vesileyle, kendileri ile tanışmak ve birlikte çalışmak onuruna eriştiğim uzun yıllar TEB Merkez Heyeti üyeliği yapmış, Balkan Eczacıları Birliği’nin kuruluşu için önayak olmuş, yöneticiliğini yapmış kıymetli abilerim Ecz. ADNAN ÜLKÜ ve ALİ AYSAN’ı huzurlarınızda sevgi, özlem, şükran ve rahmetle anmak istiyorum.
Orhan Kemal’in deyimiyle “bereketli topraklar üzerinde” kurulmuş ak-altın diyarı Adana, tarihi boyunca farklı medeniyetlere beşiklik etmiş; Türkü, Kürdü, Arabı, Ermenisi, Yahudisi, Romanı ile tam bir halklar ve kültürler mozaiğidir. Toprakları gibi insanı da bereketli olan bu kent; şair, yazar, çizer, ressam, gazeteci, bilim insanı, müzisyen, oyuncu, sporcu, siyasetçi, işadamı ve kadını sayılmakla bitmeyecek insanı ülkemize armağan etmiştir. Ben bunlar arasında isimleri ve eserleri ile evrensel boyutlara ulaşmış olan Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Muzaffer İzgü, Demirtaş Ceyhun, Yılmaz Güney, Şener Şen Abidin Dino, Şahin Kaygun’u özellikle anmak istiyorum. Adana’da yetişmiş Turhan ve İlhan Selçuk’u da bu isimlere ekleyebiliriz. Yine bölgenin gelişmesine büyük katkılar yapmış, bir dünya devi haline gelmiş işadamlarımızdan, halkın Sakıp Ağa dediği, sayın Sakıp Sabancı’yı da yad etmeden geçemeyeceğim.
Ülkemiz, 15 Temmuz’da tarihinin en uzun ve en kanlı gecelerinden birini yaşamıştır. Bizler, darbeler döneminin artık geride kaldığını düşünürken ordu ve devlet kurumları içerisinde büyük gizlilikle sinsice örgütlenmiş bir yapılanma seçilmiş cumhurbaşkanını ve meşru hükümeti devirmek, devleti ele geçirmek için hain bir darbe girişiminde bulunmuştur. Ancak halkımız darbe teşebbüsü karşısında sokaklara dökülmüş, kahramanca bir direnişle darbeye dur demiştir. Demokrasimize karşı yapılmış bu alçakça tezgâhı ve darbecileri bir kez daha lanetliyor, darbecilere geçit vermeyen demokrasi şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Demokratik meslek örgütleri olarak bizler; seçilmiş hükümete, demokrasiye ve parlamentoya yapılan saldırının toplumsal düzeyde ancak ve ancak daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük ve daha fazla hukuk ile çözüleceğine inanıyoruz. Bu çerçevede, darbecilere karşı mücadelenin, “Olağanüstü Hal”in daha fazla uzatılmadan parlamento çatısı altında, özgürlüklere, demokrasiye, hukuka ve adalete azami riayet gösterilerek yürütülmesi; bu süreçte ortaya çıkan mağduriyetlerin bir an önce giderilmesi, darbecilerle mücadelenin yörüngesinden saptırılmaması en büyük temennimizdir.
Değerli meslektaşlarım,
Bugün Öğretmenler Günü. Bizim üzerimizde hakkı ödenemeyecek emekleri olan, elleri öpülesi öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyor; 88 yıl önce halkın aydınlatılması yolunda millet mekteplerinde kara tahta önüne geçerek öğretmenlere öncülük eden Büyük Atatürk’ü saygı ve sevgiyle anıyorum. Yarın ise 25 Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Bir Çin Atasözünde dediği gibi “Gökyüzünün yarısı kadınların.” Ancak kadınlar gerek dünyanın pek çok yerinde gerekse Türkiye’de şiddete ve ayrımcılığa uğruyor; taciz, tecavüz ve cinayetlerin kurbanı oluyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre Ekim ayında 35 kadın öldürüldü, 21 kadına cinsel şiddet uygulandı, 29 çocuk istismara uğradı, 3 nefret suçu işlendi. Öldürülenler arasında Manisa’nın Alaşehir ilçesinde cinsel istismar sonucu öldürülen 4 yaşındaki Irmak gibi kız çocukları da var. Öte yandan 14 yaşında evlendirilip, 15 yaşında doğum yapıp ölen çocuk gelin Derya da bir bakıma kadına yönelik şiddet ve baskının yüzlerinden birisi. 20. yüzyılın başlarında kadın hakları konusunda dev atımlar atmış Türkiye’nin 21. yüzyılda bu noktada olması hakikaten üzücüdür.
Hepinizin bildiği gibi geçtiğimiz hafta Sağlık Bütçesi TBMM’ye geldi. 2017 Yılı Bütçesi’nde sağlık harcamaları kalemi içerisinde ilaca ayrılan rakamın 23,8 Milyar olarak belirlenmiş olduğu, ilaç harcamalarının son 5 yılda yüze 55 arttığı ifade ediliyor. Tek başına ele alındığında bütçeden ilaca ayrılan payın 24 milyara yaklaşmış olması elbette olumlu bir gelişmedir. Ancak çok uzak olmayan bir zaman önce, özellikle de 2009-2013 yılları arasında uygulanan global bütçe döneminde ilaca ayrılan payın genelde 15 Milyar civarında sabitlendiği, bunun ilaç ve eczacılık alanında daralmaya neden olduğu, eczane ekonomilerinin bu süreçte önemli ölçüde eridiği realitesi unutulmamalıdır.
Türkiye’de sağlık ve sosyal güvenlik bütçesinde meydana gelen açıkları kapatmak adına uzun süredir sağlıkta tasarruf söylemine bağlı kamu ilaç politikaları devreye sokulmuştur. Sağlık harcamalarının azaltılması noktasında ilk akla gelen ise ilaç fiyatları olmaktadır. Yıllık nüfus artışı, yaşam süresinin uzaması ve yaşlanan nüfus, özel sağlık hizmetlerine sunucularından da hizmet alınması ile sağlık hizmetlerine erişimin eskiye nispetle çok daha kolay hale gelmesi, hekime gitme sıklığındaki artış ve artan tedavi harcamaları gibi temel parametreler göz önünde bulundurulmadan ilaç harcamaları uzun süre baskılanmıştır. Oysa aynı süreçte tedavi giderlerine ayrılan payın ilaca ayrılan payın iki katı olduğunu unutmamak gerekir. Nitekim tedavi giderlerine 2017 sağlık bütçesinde 50,5 milyar TL ayrılmıştır. Tedavi harcamalarının bu kadar yüksek olmasının ana nedenlerinden biri Türkiye’nin sağlık politikalarında koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen perspektifden uzaklaşılmış olmasıdır. Diğer yandan tedavi harcamaları artışında özel hastane ve sağlık kuruluşu sayısındaki artışa paralel olarak söz konusu kurumlardan alınan hizmet üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur. 2002’de özel hastane sayısı 271 iken bu sayı 2014 itibariyle 556’dır.
Diğer yandan sağlık göstergeleri dikkate alınırken OECD ülkeleri içerisinde Türkiye’nin sağlığa ve ilaca yaptığı harcamanın pek çok ülkeden daha az olduğu da gözlerden kaçmamalıdır. TÜİK’in 2015 Yılı Sağlık İstatistiklerine göre OECD Ülkelerinde toplam sağlık harcamalarının GSYİH içindeki payına bakıldığında Türkiye % 5,4’lik oranla pek çok ülkenin gerisindedir. İspanya 8,1, Yunanistan 9,2, Portekiz 9,1. OECD ortalaması ise 8,9’dur. Türkiye’de kişi başına sağlık harcaması Sağlık Bakanlığı’nın 2017 Bütçe sunumuna göre 2014 yılı rakamlarıyla 821 Dolar, OECD ortalaması 2690 Dolar, Yunanistan’da 2360 Dolar, İspanya’da 2900 Dolardır. Türkiye’de kişi başına düşen ilaç harcaması 170 Dolar civarında, OECD ortalaması 530 Dolar. Şimdi bu rakamlara bakarak Türkiye’de ilaç ve sağlık harcamalarının yüksek olduğunu söylemek mümkün değildir.
Değerli meslektaşlarım,
Sağlık ve sosyal güvenlik harcamalarını kontrol altına almaya yönelik stratejiler ile ilaç fiyatlandırma ve geri ödeme politikalarının eczane ekonomilerimizde nasıl tahribatlar yarattığını hep birlikte yaşayarak gördük. Öyle ki haklı olarak uzunca bir süre sadece ilacın ekonomisini konuşmaktan başka bir şey konuşamaz olduk. Ama kuşkusuz sorunlarımız yalnızca serbest eczanelerin ekonomik sürdürülebilirliğinden ibaret değil. Eczacı istihdamı, serbest eczacılık dışında istihdam alanlarının darlığı, plansız açılan ve sayıları sürekli artan Eczacılık Fakülteleri, eczacılık eğitiminin niteliği, kamu, kurum, hastane ve ilaç sanayinde çalışan eczacıların ücret, özlük hakları, iş sağlığı ve çalışma ortamlarına dair sorunları, eczacıya ve eczane çalışanlarına yönelik şiddet, eczanelerin çalışma düzenine ilişkin sorunlar, eczacı kooperatifçiliğinin gelişmesi ve arzu edilen seviyeye ulaşmasının önündeki engeller, reçetesiz ilaçların ve ona bağlı olarak ilaçta reklamın önünü açma girişimleri, eczane dışına çıkartılan ve halk sağlığı için risk oluşturan ürünler, yaldızlı paketler içerisinde sunulan ama aslında meslektaşlar arası rekabeti körükleyecek, bazı eczacıları ayrıcalıklı konuma getirirken bazılarını işçileştirip vasıfsızlaştıracak, sonuçta market eczane zincirlerine varacak projeler temel meselelerimiz olarak karşımızda duruyor.
Söz konusu sorunların çözümü noktasında çok boyutlu perspektifler geliştirilmesi elzem. Bu bağlamda görev ve sorumluluk bir yandan eczacı meslek örgütlerine düşerken diğer yandan eczacılara, ilaç sektörüne, akademiye, karar alıcı ve politika yapıcı konumda bulunanlara, her şeyden öte tüm bunları ortak-katılımcı mekanizmaların süzgecinden geçirip bütüncül politikalar inşa edecek siyasal otoriteye düşmektedir.
Şimdi ortak irade, diyalog ve işbirliği içerisinde bu hedefleri gerçekleştirme; geleneği gelecekle harmanlayarak mesleğimizin bayrağını daha yukarıya taşıma zamanıdır.
Başarılı ve verimli bir toplantı olması dileğiyle hepinizi dostluk ve dayanışma duygularıyla bir kez daha selamlıyor, saygılarımı sunuyorum.’

Daha sonra kürsüye çıkan TEKB Başkanı Ecz. Mustafa Turunç, toplum olarak siyasal ve sosyal olarak ciddi bir çalkantı içinde bulunulduğunu belirterek, ‘2016 yılının ortasından beri kaotik bir ortam yaşıyoruz. Darbelerin olmaması için daha çok demokrasi, daha çok hukukun üstünlüğü ve daha çok özgürlük olması gerektiğini düşünüyorum. Sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz; medyaya dönük dayatmalar, kendinden farklı düşünenlere, sivil toplum örgütlerine baskılar artarak devam ediyor. Bölgelerarası toplantıların; sağlık, ilaç ve eczacılık alanında bir durum tespiti yapılması ve çözümlerin üretilmesi için önemli platformlar olduğunu düşünüyorum.
Uzun yıllardır konuşulan OTC ile ilgili konuda da; yönetmelik yerine eczacıların lehine olacak şekilde yasal bir çerçevenin olması gerektiğini düşünüyorum. TEB’in, Ecza Kooperatifleri için komisyon kurarak çalışma yapmasını çok önemli buluyorum, kendilerine teşekkür ediyorum. Demokrasi ve özgürlükleri yeterli seviyeye taşıyamazsak, burada konuşacağımız konuların teferruat olacağını düşünüyorum. Bu sebeple öncelikli olarak eczacı bir aydın olarak, ülkemizi aydın bir seviyeye çıkarmak için çalışmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Turunç’tan sonra kürsü alan SGK Adana İl Başkanı Bilal Can Bolat kendilerine bağlı olan dört ilde eczacı odaları temsilcilikleriyle yakın ilişki içerisinde çalıştıklarını ve onların sorunlarını önemsediklerini belirterek, toplantının Adana’da yapılıyor olmasından ötürü büyük mutluluk duyduklarını söyledi.

Adana Tabip Odası Başkanı Doç Dr. İhsan Ökten de kürsü alarak, uzun süredir sağlıkta zor günler geçirdiklerini, eczacıların da bu süreçten olumsuz etkilenerek karlılıklarının düştüğünü ve her geçen gün daha fazla eczanenin kapanmak zorunda kaldığını belirtti. Ökten konuşmasına şöyle devam etti;
‘Bizlere yönelik şikayet her geçen gün artıyor, oysa bu hizmeti ücretsiz ve özveriyle veriyoruz. Sağlık sistemi bizlerin ve sizlerin sırtına binerek yapılıyor ama yine suçlu biz oluyoruz, şiddete uğruyoruz. Kesinlikle karşı çıktığımız darbe girişimiyle birlikte, OHAL ve KHK’larla birlikte, adil yargılanma haklarının ellerinden alınması gibi antidemokratik uygulamaları kabul edilemez görüyoruz. Cumhuriyet değerlerine toptan bir saldırı ile karşı karşıyayız. Akılcı, bilimsel, nitelikli, katılımcı sivil toplum kuruluşlarının da fikirlerinin alındığı bir yönetim anlayışı olması gerektiğini düşünüyorum. Hepinize başarılı bir toplantı diliyorum.’

Çukurova Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nuran Öğülener ise, hain terör saldırısını kınayarak başladığı konuşmasında, eczacının sağlık hizmeti verilmesi noktasında en önemli hizmet basamağı olduğunu söyledi. Fakültelerinde, gelişmiş ülkeler seviyesinde bilimsel çalışmaları takip ederek, iyi eczacılık uygulamaları yaparak toplum sağlığının her alanında etkin eczacılar yetiştirmek için çaba sarf ettiklerini belirtti.
CHP Mersin İl Başkanı Ecz. Abdullah Özyiğit de kürsü alarak, eczacıların daha çok daha aktif olarak siyasete atılmaları gerektiğini, meslek örgütlerinde verdikleri mücadeleyi siyaset alanında da vermeleri gerektiğini, bu sayede Türkiye’nin bambaşka bir noktaya geleceğini söyledi. Özyiğit daha sonra şöyle devam etti;

‘15 Temmuz sürecini hepimiz yaşadık, bu sürece nasıl gelindiğini çok iyi analiz etmek gerekiyor. Ulu Önder Atatürk’ün tarikatlara yönelik sözlerini bilmeden 15 Temmuz’u çözmek mümkün değildir. Toplumsal mücadele ve insan hakları için hepimizin birlikte çabalaması gerekir. Bağımsız basın ve medya olması gerekir. Bunları gerçekleştirmeden, bu ülkede özlemini duyduğumuz özgür ve çağdaş bir Türkiye yaratmanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Hain terör saldırısını bir kez daha lanetliyor, hepinize saygılar sunuyorum.”
Son olarak kürsü alan CHP Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer de toplantı için en doğru yerin Adana olduğunu düşündüğünü, bu anlamda eczacıları Adana’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtti. Eczacıların toplumun her kesimine ulaştıklarını söyleyen Tümör, şöyle devam etti;

‘Türkiye’de problemlerin çözüleceği yerler sadece siyasi partiler değildir, meslek örgütlerinin de önemli görevleri vardır. Bu anlamda Türk Eczacıları Birliği’ni gerçekten çok başarılı buluyorum ve hepinizi tebrik ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.'
Açılış konuşmalarının ardından Toplantının ikinci bölümüne geçildi.
Toplantının ikinci bölümünde, TEB Genel Sekreteri Ecz. Arman ÜNEY çalışma raporunu sundu. Adana’da meydana gelen hain terör saldırısını kınayarak konuşmasına başlayan Üney sunumunu, “mesleki ve örgütsel dayanışma”, “eczacının ekonomik refahını sağlamak”, “ilaca sahip çıkmak,” “sektörde güçlü aktör olmak” ve “sürekli mesleki gelişim ve eczacılığa değer katmak” olmak üzere 4 başlıkta yaptı.

TEB’in birim çalışmalarından ve yayınlarından, komisyon çalışmalarından, bölge toplantılarından, çalıştaylardan, reçetesiz ilaçlara sektörel bakış panellerinden, 21-24 Aralık 2016 tarihlerinde İstanbul’da yapılacak olan 13. Türkiye Eczacılık Kongresi’nin programından, 60. Yıl resim yarışmasından ve Eczacı TV çalışmalarından detaylı bir şekilde bahsetti.
Üney, hain saldırı sonrasında yaşamını yitiren 4 eczacımız ve İzmir’de kamu eczacısı olan bir eczacımız için başlatılan yardım kampanyalarından da bahsetti.
Üney ayrıca, muvazaaya karşı verilen mücadelenin yanı sıra, TEB Gençlik Komisyonu çalışmalarını, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmaları da detaylı bir biçimde aktardı.
Ecz. Arman Üney öte yandan, stok düzenleme hakkı ile ilgili oluşturulan komisyonun yaptığı görüşmeler, ziyaretler ve toplantılar ile sorunlarını ilgililere nasıl anlattıklarını, çalışmalarının sonucunda bununla ilgili eczacı lehine yapılan yasal düzenlemelerden bahsetti.
Yurt dışından ilaç temin birimi çalışmalarını anlatan Üney, Ankara ve İstanbul’dan sonra yeni bir şubeyi de Adana’ya açacaklarını söyledi. Sunumuna Egaş, Novagenix, TEB Artı Sigorta Brokerliği, TEBEOS, TEB Bilgi İşlem alt yapı ve Eczacılık Akademisi çalışmalarından bahsederek devam etti.
Arman Üney, sunumunda geniş yer verdiği Smart Eczane Projesi ile ilgili de pilot bölge uygulamalarını ve projede gelinen noktayı anlattı.
TEB Genel Sekreteri Ecz. Arman Üney Bakanlarla, kurum yöneticileriyle ve bürokratlarla yaptıkları toplantılarda eczacıların sorunlarını aktardıklarını ve birlikte çözüm aradıklarını da belirtti.
Üney, bıkmadan ve yorulmadan çalışmalarının süreceğini belirterek sunumunu tamamladı.


Daha sonra kürsü alan TEB Saymanı Ecz. İbrahim Özkol saymanlık raporunu, TEB Denetleme Kurulu Başkanı Ecz. Bülent Varel denetleme kurulu raporunu sundu.

Sunumların ardından, kürsüye çıkan TEB 2. Başkanı Ecz. Sinan Usta, eczane ekonomileri ve komisyon çalışmaları, muvazaa komisyonu çalışmaları, reçete tevzi çalışmaları ve uzmanlık dernekleri ile yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
SMART ECZANE ÇALIŞTAYI
Adana Eczacı Odası’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen 40. Dönem 2. Bölgelerarası toplantının ilk gününde, “Smart Eczane Projesi” kapsamında bir çalıştay gerçekleştirildi. Ecz. Evrim ÇAKIL, Ecz. Koray KAYA, Ecz. S. Özgür ÖZTÜRK moderatörlüğünde gerçekleşen “Smart Eczane Projesi Ulusal Yaygınlaştırma Gelişim Çalıştayı”nda, yaşanan sorunlar aktarılarak çözüm önerileri üzerinde fikir alış verişlerinde bulunuldu.
REÇETESİZ İLAÇLAR MESLEKİ PERSPEKTİF ÇALIŞTAYI
Toplantının ilk gününde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen bir diğer Çalıştay olan Reçetesiz İlaçlar Çalıştay’ının moderatörlüğünü TEB Genel Sekreteri Ecz. Arman Üney yaptı. 4 çalışma masası ve 30 kişinin katılımıyla gerçekleşen çalıştayda konuşan Ecz. Arman Üney, 26 Eylül’de ilkinin, 3 Kasım’da ikincisinin yapıldığı çalıştayın üçüncüsünü gerçekleştirdiklerini, grupların çeşitli senaryolar üzerinde çalışarak, nihai eğilim ve stratejileri belirleyeceklerini belirtti.
Toplantının ilk günü sona erdi, Bölgelerarası Toplantı 26 Kasım Cumartesi akşamına kadar sürecek.










